“Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?”

DUAMIZ; KULLUĞUMUZ,

KULLUĞUMUZ; SULTANLIĞIMIZDIR.

HAYDİ ŞİMDİ DUA ZAMANI!..

Hiç düşündünüz mü ,

En son ne zaman ağladık O’nun(Subhanehu ve Teala) için?..

En son ne zaman Adı(subhanehu ve Teala) anılınca titredi yüreğimiz?..

Sevgisiyle ya da korkusuyla ne zaman ürperdik en son?..

En son ne zaman hatırladık O Resûlu ki,

Ufacık bir yağmur bulutu görse duaya dururdu;

sevincinde, hüznünde, uyurken, kalkarken, otururken.......

Dua.. Dua... Dua...

O (Aleyhisselam), O kucaktaydı hep..

En son ne zaman hatırladık,

“hiç değilse dua edin!” diyen çığlıklarını,

Filistinli, Çeçenistanlı, Afganlı, Iraklı kardeşlerimizin?

- Sahi kardeşimiz miydi onlar?..-

Ne zaman lokmalarımız boğazımıza dizildi, uyuyamadık, gülemedik hatta?..

Ve yüreklerimiz en son ne zaman lanetledi

Yahudi ve yandaşlarını?..

Ve...

En son ne zaman Allah için sevdik ve nefret ettik sadece?..

HAYDİ ŞİMDİ DUA ZAMANI!..

Diyoruz ki ,

İnşaAllah  Perşembe gecesi teheccüde kalkalım..

Dua dua yalvaralım  O Rahman’a..

O, bizi hiç terk etmeyene..

Birimiz Hepimiz için; Hepimiz birimiz için dua edelim..

O kapılarda gözyaşlarımızı, yüreklerimizi birleştirip,

O Kucağa sığınalım..

Evet her Perşembe gecesi  saat 3 te Secde-i Rahman’da buluşuyoruz

Yüreklerimizin sesini birleştiriyor; bin dille, bin gönülle,

Halimizi O Yüceler Yücesi’ne arz ediyoruz...

O Dergâhta boyun büküyoruz inşallah..  

O gece tevbe sularında yıkanalım ilkin,

Sonra Fetih Sûresini okuyalım,

Ardından  hacet namazı kılalım..

O’nda (Subhanehu ve Teala) olan yüreklerimizle..

O’nu duyabildiğimizce..

O’na varabildiğimizce..

Ve o an; bin dille, bin yürekle dua ettiğimizin bilinciyle,

o muhteşem birlikteliği duyarak, hissederek..

O’na sığınalım dua dua..

Ve dua edelim Filistinli,

Çeçenistanlı,

Iraklı Kardeşlerimiz için

(Yarın hesap gününde Rabbim sorduğunda

“Onlar için ne yaptın?” dediğinde; en azından boynumuzu büküp,

“Gecelerin koynunda gözyaşlarımla ıslattığım dualarım...” diyebilelim..)

 

Hepinizi bekliyoruz efendim..

"Gönül dolusu haykırıyor dünyanın her yerinden GERÇEK SAVAŞÇILAR:

-kendilerine gönüllerce borçlandığımız-

Hiç üşütmez mi içinizi donmuş yüreklerimiz?
Size güneşler doğar her sabah..Biz daim karanlığı yasarız!
Bir namlunun ucunda titreşir yüreklerimiz, kor gibi ortasındayız ateşlerin!
Gül devşirmek için ötelerden, taşları avuçlarız!.. Okşar bizi silahlarımız..

Ekranda görünce bizi burkulur mu içiniz?..
Sonra leziz sofralarda, cayın buğusunda ve sigara dumanlarında

Unutu mu verirsiniz?
Sonra silkinip uyanır misiniz bu sancılı rüyalardan?..
Basıp ta düğmesine kapatı mı verirsiniz bu acili oyunu?..
Biter mi her şey?..
Sanal olan biz miyiz, Sizler mi, yoksa hep birlikte oynadığımız senaryo mu?..
Yoksa hepsi hepsi, GERÇEKLER mi çaresizce vurulduğumuz?..

……………

Bize bir gönül borçlusunuz!..

Unutmayın gönül borcu ağırdır! Ödenmez!

Bedeli gözyaşı, kan ve CAN’dır!

Bize bir gönül borçlusunuz!..

Bize bir yürek
Bir can
Bir hıçkırık
Bir dua borçlusunuz!

Gönül borcu ağırdır ödenmez!

Haydi DUAYA Dostlar!

………."